Basın Vuruyor ve Susuyor !

0
61

http://blog.avfoni.com/wp-content/uploads/2012/01/cem.jpg

BASIN VURUYOR VE SUSUYOR!

Avcılar medyanın saldırısı karşısında, asla geleneklerini gelecek kuşaklara aktarmaktan vazgeçmeyeceklerdir.

Hürriyet Gazetesi’nden sayın Cengiz Semercioğlu, işadamı sayın Cem Boyner’in avcılığı üzerine; ” Zenginlerin” av yapacaklarsa “sus”malarını, bir anlamda gizlenmelerini tavsiye ediyor. Bunun üzerine YABAN TV Yönetim Kurulu Başkanı sayın Melih Meriç, yaban tv.com’da müthiş bir yazı yazdı. Gereken cevabı verdi. Kendisini kutluyorum. Ayrıca CEOLIFE Dergisine Afrika’da yaptığı Buffalo avını anlatan ve av anılarını kitaplaştıracak olan işadamı sayın Cem Boyner’i ise tebrik ediyorum. “ Vuruyor ve susmuyor “…

BASIN, VURUYOR VE SUSUYOR!..

Son zamanlarda avcılıkla ilgili medya haberlerinde, av kazaları veya av suçları son derece olumsuz haberlermiş gibi veriliyor. Kamuoyu, yasal avcılık yapanla yasadışı avcılık yapanları ayırt edemediğinden ve yayınlanan haberler de eksik bilgi ve biraz da art niyetle yayınlandığından avcıların imajı bilinçli olarak zedelenmeye çalışılıyor. Avcılığı spor dalı veya hobi kategorisine sokup, spor için kuş öldürülür mü? Hobi için can alınır mı? gibi sorularla kamuoyunu çaktırmadan etkiliyorlar. Aslında Türk basınında yıllardır değişmeyen bir hastalık bu. Nedense, biz avcılar hep olumsuz haberlerle anılıyoruz. Basın, Vuruyor ve susuyor!..

Bu da yetmezmiş gibi konuyla hiç alakası olmayan üstelik hiçbir bilgisi olmayan bazı köşe yazarlarının da saldırısına maruz kalıyoruz.

Sayın Cengiz Semercioğlu da, Hurriyet yazarı sayın Melis Alphan da onlardan biri. Hurriyet Gazetesi’nin önceki sahibi sayın Sedat Simavi’nin de, işadamları Mustafa Koç’un da, Murat Ülker’in de, Cem Boyner gibi avcı olduğunu ve aynı yöntemlerle avlandığını biliyorlar mı acaba ? Modaya uyup vuruyorlar ve susuyorlar. Bu saldırılar sosyal medyada da devam ediyor. Bu saldırıların yankılarını sosyal medyada takip ettim. Yaklaşık ikibinin üzerinde olumsuz eleştiri okudum ve eleştiri yapanların tamamının hiçbir bilgisi olmadığına şahit oldum. Kelimenin tam anlamıyla entelektüel geçinen, kuyrukçu takımı. Ağzı olan konuşuyor, klavyesi olan yazıyor. Biz onların istekleri doğrultusunda yaşamak durumunda değiliz. Biz onların yaşamlarına ve tutkularına saygılıyız. Aynı saygıyı da onlardan bekliyoruz.

Bundan önce olduğu gibi, bu saldırılarda da iç Anadolu Av ve Yaban Hayatı Federasyonu ve Avdoğa dergisi olarak sessiz kalmadık. Gereken tepkileri saldırıları yapan gazetecilere ve yöneticilerine üyelerimizle birlikte anında gösterdik

Sevgili Melih Meriç, yabantv.com sitemizde, avcıların sadece zengin ve varlıklı kişilerin eğlence aracı olmadığını “Kral ve köylüyü aynı duyguyla birleştiren tutku” olduğunu ve avcılığın felsefesini ve kültürünü keskin kalemiyle onların anlayacağı şekilde yazdı. Sayın Mehmet Ertüzün ise, av tutkusunun insanlar arasındaki sınıf farkını ordadan kaldırdığını dile getirdi. İsveç’ten yazan sevgili Alper Güngör, avcıların doğa korumacı yönünü yazdı. Sevgili Ali Birerdinç, avcıların artık susmayacaklarını kendisine has üslubuyla yazdı. Sayın Cem Boyner, Hürriyet Gazetesi’nde sayın Melis Alphan’a bir cevap yazdı ve geri adım atmadı. Yazı sayın Melis Alphan’ın köşesinde yayınlandı. Bende, bunlara cevap olarak avcılar kimlerdir. Biz kimiz? Neden avlanırız? Dilimin döndüğü kadar anlatmaya çalışacağım.

AVCILIK BİR AYRICALIKTIR. ÇÜNKÜ;

Avcılık, sadece doğada becerilerimizi kullanmak değildir. Spor da, hobi de değildir. Avcılık öldürmek hiç değildir…

Avlanmak, doğada bize gerçek duygu ve heyecan hissettiren, bizleri atalarımızla biraraya getiren ve doğaya yeniden bağlayan güçlü bir bağdır. Yaşadığımız bu duyguların oluşturduğu bağ o kadar güçlüdür ki, doğa yürüyüşleri yapan, avcılık ve balıkçılık yapan, yaban hayatını fotoğraflayan bir avcı, doğayla bütünleşerek bunu tüm benliğinde yaşar. Doğa ile bağları kopmuş, günümüz şehir insanlarında bu duygu artık kaybolmuştur.
Avcı doğaya baktığında, doğayı bir bütün olarak görür. Avcı olmayanlar sadece bakar, ama doğayı yeşillikten, su kütlesinden veya ağaç kümesinden farklı değerlendiremezler. Avcılar, ormanı sadece ağaç olarak değil; içindeki bitkileri, hayvanları, böcekleri, ağaçları ve tüm sulak alanlarını aynı tuvalin üzerinde görürler. Avcılar, bir dağın sadece zirvesini görmezler. İz sürerken o dağı etekleriyle, patikalarıyla, yamaçlarıyla ve tüm canlılarıyla birlikte yaşarlar.
Ovalarda ve meralarda saatlerce yürüyen avcı için duyulan kuş sesleri doğanın müziğidir. Gördüğü böcek, ot, bir tarla ya da o tarlanın tel çitlerine takılmış yaban hayvanının tüyü onun için çok şey ifade eder. Yüksek tepelerden bir kuşun süzülüşünü izlediğinde, ne gökyüzü bir buluttur onun için, ne de o kuş, yalnızca uçan bir kuştur. Kafasını kaldırdığında üstünden geçen o sürünün nereye ve niçin uçtuğunu çok iyi bilir.

İnsanlar en derin uykudayken, gün ağarırken, avcı gölün kıyısındadır. Buz gibi ayazda, güneşin doğuşuna şahit olmak, ufuktan geçen siluetleri takip etmek ona avlanmak kadar haz verir. En derine işleyen ayazlı sabahlarda beklerken gümede, nefesinin buharıyla ısınır. Çizmelerinin içinde ayak parmakları soğuktan bıçak gibi kesilirken, ne kadar soğuk olduğunu değil, kendi iç hesaplaşmasının ve doğayla olan bütünleşmesinin hazzını düşünmektedir.

Süreğin en heyecanlı yerinde kalbi küt küt atarken, karşı dağda kovan köpeklerin sesi, üç tenorun sesinden akıcı gelir ona ve yamaçlardaki tüm ağaçlar hafızasına kazınır her defasında. Hepsinin bir ismi vardır artık… Dakikalarca soluk almadan, öksürmeden, kımıldamadan beklemek, onun kendisiyle hesaplaşması için sanki bulunmaz bir randevudur. Yaşanan her şeyin muhakemesi, işte böyle anlarda yapılır, şaşmaz bir doğrulukla…

İspanyol düşünür José Ortega y Gasset avcı ile doğa arasındaki ilişkiyi şöyle yorumluyor: “Eğer doğaya geri dönme mutluluğunu tüm yoğunluğu ve saflığıyla tatmak istiyorsak, orada barınan vahşi yaratığın yoldaşı olmalı, onun düzeyine inmeli, ona benzemeye çalışmalı ve onun peşinden gitmeliyiz. Avcılık işte bu gizemli törenin adıdır. İnsan avlanırken havanın tenini okşayıp geçmesinden ya da ciğerlerine dolmasından bambaşka bir haz duyar. Kayalar daha zengin bir anlatım, bitkiler türlü değişik anlamlar taşır. Bunların tüm nedeniyle iz peşindeki ya da pusudaki avcının, açık seçik ortada ya da gizlenmiş ya da hiç görünmeyen avına ayağını bastığı toprak aracılığıyla bağlı olduğunu hissetmesidir. Avcı olmayan okuyucu özellikle bu son satırlar için yalnızca süslü sözler ya da düpedüz demagoji diyebilir. Ama avcı olan bunu bilebilir. Bilirki avdayken tüm olayı avcıyla avı arasındaki bu büyülü eksen oluşturur.”

Ünlü İspanyol felsefeci Ortega y Gasset’nin yazdığı avcı ve av arasındaki oluşan büyülü ekseni avcı olmayan, sözde çevreci geçinenlere anlatmamız mümkün gözükmüyor. Biz avcılar, bu dünyadan göçene kadar, soğuk, sıcak, yağmur ve güneş demeden ihtiyacının ve tutkusunun peşinden koşan avcı atalarımızın ayak izlerini takip edip ağaç, dere, orman, dal, çalı, tepe, kaya, hendek, vadi, sazlık…gibi kavramların tam ortasına kendimizi koyup, doğayı tamamlayacağız. Tarlaları geçip, dumanlı dağları aşıp, ırmakların serinliğini, dalgaların sesini duyacağız. Yaprakları okşayıp, çiçeklerin kokusunu hissedeceğiz.

Doğanın kucağında, kralla çobanı aynı sofraya oturtup ekmeğimizi paylaşacağız. Dost meclisleri kurup doyumsuz sohbetler yapacağız. Pınarlardan yudum yudum su içen avcının keyfiyle bu ayrıcalığı yaşayarak doğayla bağımızı güçlendireceğiz. Avcılar medyanın saldırısı karşısında, asla geleneklerini gelecek kuşaklara aktarmaktan vaz geçmeyeceklerdir.

AVCILAR KİMLERDİR…

* Doğayı ve Yaban Hayatını En İyi Bilen ve En İyi Koruyan Avcılardır.

* Avcı güvenilirdir; Avcılar ülkemizin en güvenilir kesimlerinden birisidir.

* Avcı sabıkasızdır; Avcı kanunlara uyar, sabıka kaydı olmadığına dair devletin Adalet Bakanlığı’ndan belge almıştır.

* Avcı sağlıklıdır; Avcı gerek mental ve gerek fiziki olarak avlanmaya uygun birisidir…

* Psikolojik bir sorunu yoktur. Devletin hastanesinden veya sağlık kuruluşundan tüfek bulundurma veya taşımasına engel hali bulunmadığına ve avlanmasında bir mahzur olmadığına dair uzman doktor raporu vardır.

* Avcı devlete karşı yükümlülükleri yerine getirir; İl ya da ilçe emniyet müdürlüğü veya jandarmadan “Yivli veya Yivsiz Av Tüfeği Ruhsatı” almak için izin alır. Avcının tüfeği faturalıdır ve ruhsatlıdır. Tüfeği İl ve İlçe Emniyet Müdürlüğünde kayıtlıdır.

* Avcı, av yapmak için Çevre ve Orman Bakanlığı’na bağlı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, Av ve Yaban Hayatı Daire Başkanlığına bağlı, her ildeki birimlerden “Avlanma İzin Belgesi” alır.

* Avcı vergi mükellefidir; Her yıl, vergi dairesine harcını öder. Ayrıca beş yılda bir harçlarını ödeyerek “Yivsiz Tüfek Avlanma Belgesi Taşıma Ruhsatını” yeniler. Ve her yıl “ Avlanma İzin belgesini”, harcını Çevre ve Orman Bakanlığına bağlı birimlerine, ödeyerek alır.

* Avcının güncel adresi bellidir; Avcının nerede ikamet ettiği bellidir. Muhtarlıktan aldığı güncel ikametgah belgesi ve mahalle karakolundan alınmış onay sonunda, bağlı bulunduğu İl Valiliğine ve İlçe Kaymakamlığına kayıtlıdır. Yani Devletin takibi altındadır. Güncel nüfus bilgileri devlettedir. Avcının kim olduğunu devlet bilir.

* Avcı eğitimlidir; Avcı eğitim kursuna katılmıştır. Kurs sonucu yapılan sınavda başarılı olduğu takdirde, Bakanlıktan “Avcılık Eğitimi Kurs Bitirme Belgesi“ almıştır.

* Avcı duyarlıdır; Avcı, Günümüzde tüm dünyada olan ve sivil toplumların gelişmesinde en önemli unsur olarak görülen bir sivil toplum kuruluşu olan avcı kulübüne üyedir.

* Avcı, en az bir sivil toplum kuruluşuna üyedir; Bilinçli avcılığı geliştirmek, doğanın ve yaban hayatının sürdürülebilirliğini sağlamak, tüm vatandaşların ve ülke ekonomisinin bundan doğrudan doğruya yararlanması için, kamu yararına yönelik eğitim faaliyetlerinde bulunmak, bu yönde faaliyet gösteren tüm kişi, kurum ve kuruluşlarla ulusal ve uluslararası işbirliği yapmak, konulacak kuralların bilimsel kriterler çerçevesince yapılması için talepte bulunmak, topluma yararlı bir hizmet etmek amacıyla ülkemizde yasal olarak kurulan, sayısı yaklaşık 1800 olan avcı derneklerinden birine veya bir kaçına üyedir.

* Avcı yasalara uyar; Avcı yazılı kurallara yani Kara Avcılığı Kanunu ve ilgili Yönetmelikler ile Merkez Av Komisyonunun her yıl aldığı kararlara ve yazılı olmayan etik kurallara uyar.

* Avcı saygılıdır; Mülkiyet haklarına ve mülk sahiplerine saygı duyar, onların ürünlerine ve mülklerine zarar vermez.

* Avcı sabırlıdır; Avcı olmayanlara nezaket gösterir, avcılık karşıtları ile av konusunda tartışmaktan kaçınır.

* Avcı doğayı korur; Kanunlara saygılı, doğayı ve yaban hayatını korur ve sürdürebilirliği sağlamayı destekler. Güvenli şekilde avcılık yapar. Geleneksel “ahlaki avcılık değerlerine” saygılıdır ve bunlara uyar.

* Avcı doğanın korunması için bedel öder; Avcılar, sanıldığın aksine, en iyi doğa korumacılardan birisidir. Yaban hayatı, Doğa ve Av Hayvanlarının sürdürülebilirliğini savunur ve bunun oluşturulmasına maddi ve manevi katkılarda bulunur. Avcılar, sürdürülebilir bir av ve yaban hayatı için kendisini son korumacı olarak hisseder ve bu yönde çalışır.

Dünyanın gelişmiş ülkelerinde yaban hayatı ve yaban hayvanları avcılar ile doğa koruma örgütlerinin çok sıkı işbirliği içinde ve direkt avcılardan da kazanılan bedellerle korunmakta ve geliştirilmektedir.
Kendilerini “ Çevreciler “ veya “ Doğa Severler “diye adlandırılan birçok kesim, sadece Avrupa Birliği’nden, Dünya Bankası’ndan veya Bazı Bakanlıklardan aldığı “doğa ve çevre koruma ve geliştirme fonlarıyla” birçok özgün projeye başlıyorlar. Evet sadece başlıyorlar, gerisi yok. Türkiye’de yaban hayatı ve yaban hayvanlarıyla ilgili hiçbir projenin “istenen nitelik ve nicelikte’’ sonuçlandığını söylemek ise çok zor.

Kısacası Doğa Korumacı ve Çevreci geçinen birçok gruplar sadece ilgili projeler için fonlardan para alırlar. Ama sonuçları itibariyle gerçekleştirdikleri tartışılır! Avcılar ise maddi ve manevi her türlü şahsi desteklerini ortaya koyarlar.

Avcılığın bir felsefesi, bir kültürü olduğunu bilen ve yaşatan avcıların, av ve yaban hayatına her kesimden fazla sahip çıktığını hiç kimsenin unutmaması gerekmektedir. Tarihin sarı sayfalarına baktığımızda ilk çevrecilerin ve doğa korumacıların gerçek avcılar olduğunu görürüz.

Sonuç olarak; Avcılar, sürdürülebilir bir av ve yaban hayatı için kendisini son korumacı olarak hisseder ve bu yönde çalışır.Doğayı ve Yaban Hayatını En İyi Bilen ve En İyi Koruyan Avcılardır. Ve Ülkemizin en güvenilir kesimlerinden birisidir.

Avcılar medyanın saldırısı karşısında, asla geleneklerini gelecek kuşaklara aktarmaktan vazgeçmeyeceklerdir.

Kamil Üçbaş

yabantv.com

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi yazınız